Bilimsel Madencilik Dergisi

Bilimsel Madencilik Dergisi

Cilt 13 - Sayı 3 (Mart 1974)
Sülfürlü Bakır Cevher ve Konsantrelerinin Bakterilerle Çözünür Hale Getirilmesi
Sayfa 1-10 Zeki M. Doğan

GİRİŞ

Dünyanın bir çok yerinde yüksek tonajda düşük terjğrjü bakır cevheri üretimi yapılmaktadır. Üretilen cevherin konsantre edilmesinden meydâna ,‘,gelen artıklarda kalan % 0.1 — 0.2 bakırın eftstraksiyonu ftidrome1£llurjlnin zor problemlerinden birini teşkil etmektedir. A.B.D. «New Jersey^ Zjraat‘Tecrübe İstasyonunda yapılan ilk araştırmalarda o zaman tanımı yapılamıyan sülfür oksitleyici mikroorganizmalar tarafından pirit ve sülfürlü çinko cevherinin sülfat haline getirildiği izlenmiştir (1), (2). A.B.D. Batı «Virginia» ve «Pennsylvania» eyaletlerinde bulunan kömür ocaklarından dışarıya dökülen maden sularının fazla asitli olması ve yüksek demir konsantrasyonu göstermesi, 1949‘da A.R. Colmer, K.L. Temple ve M.E. Hinkle (3) tarafından demir oksitleyici «thiobacillus» cinsi bakterilerin bulunmasına yardımcı olmuştur. «Thiobacillus - ferrooxidans» ismi verilen bu mikroorganizmaların özelliği iki de­ ğerli demir iyonunu asitli ortamda çok hızlı oksitlemesidir

Fosfat Cevherlerinin Uranyum Muhtevası ve Değerlendirilme İmkânları
Sayfa 11-12 Özer Ayışkan

Genellikle bütün fosfat cevherlerinin oldukça önemli sayılabilecek miktarda uranyum ihtiva ettiği bilinmektedir. Büyük fosfat rezervlerine sahip ülkelerde bu uranyumun değerlendirilmesine çalışılmaktadır. Bilindiği gibi fosfat cevherlerinin en büyük kullanılma sahasını fosfatlı gübre imalâtı teşkil etmektedir. Oysa bu imalât, genellikle toz haline getirilen fosfat cevherinin çeşitli asitlerle hamur haline çevrilmesi ve granule edilmesinden ibarettir. Dolayısıyla cevher içerisindeki uranyumun elde edilmesi olanağı yoktur. Sadece gene büyük ölçüde fosfatlı gübre imalatında kullanılan fosforik asitin ıslak metodla fabrikasyonu sırasında işleme sokulan cevher içerisindeki uranyumun büyük bir kısmının yan ürün olarak elde edilmesi mümkündür.

Kayaçların Fiziksel ve Mekanik Özelliklerinin Su Muhtevası ile Değişimi
Sayfa 13-16 Kemâl Güleç

ÖZET

Bu yazıda, kayaçların fiziksel ve mekanik özeliklerinin su muhtevası ile değişimi incelenmiştir. Kayaçların büyük bir kısmı poroziteli ve çatlaklıdır. Çatlak ve boşluklara suyun girmesi ile, taşın fiziksel ve mekanik özelikleri değişmektedir. Yapılan araştırmalar; su muhtevasının artması ile kohezyon, basınç direnci ve elastisite modülünün azaldığını buna karşı­ lık yoğunluk, dalga hızları ve deformasyonların arttığını göstermiştir. Böylece, yeraltısu tablasının altında bulunan kayaçların fiziksel ve mekanik özelikleri ayrı bir öneme sahip olmaktadır. Bu sebeple baraj yerleri, ağır inşaat temelleri, tünel gü­ zergâhı, şev stabilitesi ve derin maden işletmeleri civarında bulunan kayaçların su muhtevaları gözönünde tutulmalı, buna göre emniyet katsayıları seçilmelidir.

Süreksizlik Kontur Diyagramlarının İstatistiksel Yorumu
Sayfa 17-32 C. Zanbak

ÖZET

Kaya ortamlar içinde kurulan mühendislik yapılarının stabilitelerinin kaya kitlesi içindeki süreksizlik yüzeyleri tarafından kontrol edildiği bilinmektedir. Bu tür ortamlardan stabilité analizi için toplanacak veriler (1) süreksizlik yü­ zeylerinin konumları, (2) süreksizlik yüzeylerinin mekanik özellikleri olmaktadır. Bu yazıda, araziden elde edilen çok sayıdaki süreksizlik konumları ölçmelerinden, çeşitli ihtimallerle, stabilité analizinde kullanılabilecek yüzeylerin saptanması için bir yöntem önerilmektedir. Bu yöntem, bir bölgedeki hakim süreksizlik takımlarının saptanması amacı için kullanılan kontur diyagramlarının istatistik olarak yorumlanması ve çeşitli ihtimalli süreksizlik düzlemlerinin saptanması işlemidir.

SYNOPSIS It is a well known fact that the stability of the rock foundations and slopes , are controlled by the discontinuity surfaces in the rock mass. The data which is to be collected in such media for the stability analysis are (1) the orientations and (2) the mechanical properties of the discontinuity surfaces. In this article, a method is proposed for the determination of surfaces that can be used in the stability with several probabilities, from the data collected, in the field. This method is a procedure for the interpretation of the contour diagrams In structural geology taking the theory of probability ‘into account and to obtain the discontinuity surfaces of several probabilities

Erts ve Erep Programı ve Uzay Görüntüleri Üzerinde İncelemelerde Jeoloji İlmine Getirilecek Katkılar
Sayfa 33-51 Tuncer İplikçi

ABSTRACT

The first Earth Resources Technology Satellite (ERST — 1) was launched on July 23, 1972. In the seven months since it was activated, over 34.000 scenes of the earth have been obtained, covering all major land masses and about 75 percent of the world‘s land area. The purpose of the ERTS program is to provide an assessment of remote sensing from a satellite as a technique for inventorying and monitoring the earth‘s resources to provide for better management of these sources. ‘