Bilimsel Madencilik Dergisi

Bilimsel Madencilik Dergisi

Cilt 27 - Sayı 4 (Aralık 1988)
GLİ Tunçbilek Bölgesinde Uygulanmakta Olan Yeraltı Üretim Yönetiminde Oluşan Kömür Kaybının ve Seyrelmesinin Etüd Edilmesi A Study About Coal Losses and Dilution Problems in the Mining Method Applied
Sayfa 5-12 Selim ŞENKAL , Halil KÖSE , Necmettin ERMİŞOĞLU

ÖZET

GLİ Tunçbilek Bölgesinde, arkadan göçertmeli uzunayak üretim yönteminin uygulandığı bir panoda, kömür kaybı ve seyrelmesi‘nin belirlenmesi amacı ile bir araştırma yapılmış ve üretim kaybının % 24,3 ve seyrelmenin ise (tavan taşı karışımının) % 26,4 olduğu saptanmıştır.

ABSTRACT

A research has been done to determine the coal loss and dilution in a panel, in which longwall mining with back caving is used, at G.L.İ. Tunçbilek mine works, and as result 24.3 % coal loss and 26.4 % dilution are determined.

Yatırım Projelerinde Finans Analizi - Financial Analysis İn Investment Projects
Sayfa 13-20 İlhan Kanpolat

ÖZET

Bu yazıda, yatırım projelerinde üretilen karar kriterlerinin finans yapısına bağlı değişimi incelenmiştir. Bu amaçla örnek bir çalışma bazında finans yapısında olabilecek değişkenler hareketlendirilerek öz sermaye verimindeki değişimler irdelenmiştir.

ABSTRACT

The purpose of this paper is to examine the variations of the decision criteria produced in investment projects depending upon the financial structure. Variables which may appear in financial structure have been mobilized and the variations in the profitability of the equity capital have been discussed with a case study.

Abd Yeraltı Kömür Ocaklarında Göçük Kazaları İstatistikleri - Accident Statistics İn Usa Underground Coal Mines
Sayfa 21-24 Deno M. Pappas, Çev.: Zeynel Ergin

ÖZET

Göçükler halen maden kazalarının başlıca nedenlerinden bir tanesidir. Bu yazıda kaza istatistikleri ve göçük kazalarına ilişkin enteresan gözlemler verilmiş ve maden kazalarının maliyet analizi yapılmıştır.

ABSTRACT

Roof falls are still the leading cause of mine accidents. In this paper, statistics of accidents, some interesting observations about soof falls and the financial analysis of accidents due to roof falls are discussed.

Cevher Hazırlama ve Proses Metalurjisi ile İlgili Anılar 1.Bölüm Oksit Cevherlerinin Flotasyonu - Flotation Of Oxidized Ores
Sayfa 25-33 Maurice Rey, Çev.: Sabri Karahan

ÖZET

1930 yılından önce, Katanga‘da (Belçika Kongo‘sunda) oksitli bakır cevherlerinin yağ asitleri ile flotasyonu yapıldı. Çeşitli yağ karışımlarının rolü, suyun sertliği ve magnezyum iyonunun seçimliliği gibi problemler üzerinde çalışıldı. Katanga‘da 1930‘da torbernit‘in (bakır uranyum fosfat) yağ asitleri ile Rotasyonunda, yağmurlu mevsimdeki düşük seçimliliğin nedeninin su sertliğindeki değişme oldu­ ğu anlaşılmıştır. Laboratuvar örneğinde olmadığı halde, ana cevherde olduğu anlaşılan dolomit nedeniyle, kurşun ve çinko karbonat ayırımı başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 1950-1960 yıllarında Sardunya ve Fas‘ta okside kurşun cevherinin sülfürleştirme ile flotasyonu uygulamaya konmuş ve sülfürleştirme tepkimesinden elde edilen kötü sonuçlar nedeniyle bu tepkimenin dinamik karakteri araştırılmış, teorisi ortaya konmuş­ tur. Reaktif miktarında azalma sağlamak için kuvvetli havalandırma ve hızlı flotasyonun gerekliliği ortaya konmuş, laboratuvar ve tesiste elde edilen sonuçların karşılaş­ tırılması yapılmış, yeni ve etkili bir flotasyon makinası geliştirilmiştir. 1939‘da Liege ve Paris‘te oksitli çinko cevherlerinin aminlerle flotasyonu çalışmaları sürmekte idi. Sardunya ve Fas‘ta geliştirilen endüstriyel yöntem 1950‘den itibaren bir çok ülkede geniş çapta uygulanmaya başlanmıştır. Metalik olmayan minerallerden temiz konsantre elde etmenin zorlukları belirtilmiş­ tir. Bu yazı 1930‘larda şimdi Zaire olan Belçika Kongo‘sunda, daha sonra Belçika‘da Liege Üniversitesi‘nde ve nihayet 25 yıl boyunca Paris‘te Minerais et Métaux ve Société de Penarroya‘nın ortak laboratuvarında yapılan cevher hazırlama araştırmaları ile ilgili olacaktır. Kariyeri boyunca bir çok değişik cevher üzerinde çalışması nedeniyle, yazar, gravite, manyetik ayırma ve diğer yöntemlerle ilgili problemlerle de ilgilenmiştir. Ancak burada kendisi için daima özel ilgi alanı olan flotasyonu işlemekle yetinecektir. Yazara gri renkte kirli bir pülpten, hassas reaktif ayarları sonucu enfes renkte bir köpü­ ğün oluşması mucize gibi görülmektedir. Okside cevherler yazarın ana araştırma konuları olmuştur. Onun için bu yazıda okside cevherler konusu işlenmiştir.

ABSTRACT

The fatty acid flotation of oxidized copper ores was carried out in Katanga, Belgian Congo, before 1930. Problems studied included the role of the various constituents of the oil mixture, hardness of the water and the importance of the magnesium ion for selectivity. In the fatty-acid flotation of torbernite —the copper— uranium phosphate — it was found in Katanga in 1930 that the poor selectivity was due to enhanced softness of the water during the rainy season. Failure of the lead and copper carbonate separation process in a fatty-acid float was due to the presence of dolomite, which was absent from laboratory samples. Sulphidization flotation of oxidized lead ores was performed in Sardinia and Morocco around 1950-60, and the poor results of the sulphidization reaction and its dynamic character were studied; the theory is outlined. It was found that strong aeration and rapid flotation were necessary for economy in the use of the reagents; performance in the mill and the laboratory were compared. An effective new flotation machine was developed. In 1939 research was in progress in Liege and Paris on amine flotation of oxidized zinc ores. The process was developed industrially in Sardinia and Morocco from 1950, and has been used on a large scale in various countries. The difficulty of obtaining clean concentrates of non-metallic minerals is described. The paper is concerned with milling research carried out in the Belgian Congo, now Zaire, around 1930, later in Belgium at the University of Liege and finally during 25 years in the joint laboratory of Minerais et Métaux and Société de Penarroya in Paris. Having worked on many different ores during his career, the author has studied problems associated with gravity, magnetic separation and other processes; but he restricts himself here to the topic of flotation, because this has always had a special appeal for him. It seems a miracle that, after the delicate adjustment of reagents, a beautiful coloured froth can be made to emerge from a grey and dirty pulp. Oxidized ores have been the author‘s main research interest and are dealt with in this paper.