Bilimsel Madencilik Dergisi

Bilimsel Madencilik Dergisi

Cilt 34 - Sayı 2 (Haziran 1995)
Yeni Çeltek, Bolu Yeraltı Ocağı Galerilerinde Meydana Gelen Duraysızlık Problemlerinin Analizi Analysis of Instability Problems of Main Roadways at Yeni Çeltek, Bolu Underground Mine
Sayfa 3-16 Bahtiyar Ünver , Mehmet Ali Kargı

ÖZET

Yeraltında açılan açıklıkların duraylılığını etkileyen en önemli faktörlerden birisi de tabaka kontrolünün etkin bir biçimde sağlanmasıdır. Açıklığı çevreleyen tabakaların kontrolü yeterince sağlanamazsa emniyetli, verimli ve ekonomik bir çalışma yapmak mümkün değildir. Bu çalışmada. Yeni Çellek İşletmesi, Bolu Yeraltı Oeağı‘nda killi ve marnlı birimlerde açılan ana nakliyat galerilerinde görülen duraysızhk probleminin nedenleri ve sonuçları araştırılmıştır. İncelenen galerilerin bir senklinal içinde açılmış olmaları nedeniyle yüksek oranlarda kalıntı tektonik gerilmelere maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. Bölgenin jeolojisi ve tektoniği incelenmiş, galerilerde kumlan ölçüm istasyonları‘sayesinde tahkimatların yerinde davranışları izlenmiş ve ölçüm istasyonları çevresinden alınan örnekler üzerinde yapılan laboratuvar deneyleri ile yankayacm mühendislik özellikleri belirlenerek duraysızlığa etki eden faktörler irdelenmiştir. Sonuç olarak, ocak için yeni bir üretim stratejisi ve galeriler için de yeni bir tahkimat yöntemi önerilmiştir.

ABSTRACT

One of the most important parameters of stability of underground openings is the effective strata control. If the strata in the vicinity of the opening is not controlled effectively, it is impossible to perform a safe, efficient and economical operation. In this paper, the reasons and outcome of instability problems observed in main roadways opened in clay and marl formations at Yeni Çeitek Establishment, Bolu Colliery are investigated. Main roadways under examination have been opened in a syncline causing high amounts of residual tectonic stresses. Factors affecting the instability of roadways have been studied thoroughly by examining geology and tectonics of the area, convergence measuring stations to understand in-siiu behaviour of supports and laboratory tests to find engineering properties of samples taken from nearby convergence measurement stations. As a conclusion, a new production strategy and a new support system are recommended.

Mermer Madenciliğinde Blok Verimini Arttırmak İçin Kullanılabilecek Bir Bilgisayar Programı A Computer Program That Can Be Used To Increase Block Recovery In Marble Quarrying
Sayfa 17-26 Ahmet Hakan Onur

ÖZET

Mermer üretiminde oldukça büyük öneme sahip olan parametrelerin başında renk. homojenite, fiziksel ve kimyasal özellikler yanında, ayrışma yüzeylerini meydana getiren süreksizlikler gelir. Bunların önemi, levha halinde ekonomik değere sahip olan mermerlerin, belirli boyutlarda blok halinde üretilebilmesi zorunluluğudur. Bu yazıda tanıtımı yapılan yöntem ile, süreksizlik düzlemlerinin yoğun olduğu bölgelerde mermer blok verimi, üretilebilir blok sayısı, bir bilgisayar programı ile saptanmış ve sonuçlar irdelenmiştir.

ABSTRACT

One of the most important aspects of marble quarrying is the availability of certain sized blocks separated by geological discontinuities together with the colour, homogenity and physical properties of marble. The importance of the size of blocks comes from industrial demand. The method introduced in this paper, produces the block recovery and the number of blocks within the geologically disturbed area by a new developed computer program.

Akçakoca-Kefken (Kb Türkiye) Arasında Yeralan Sahil Kumlarının Ağır Mineral İçerikleri - Heavy Minerals Content Of Beach Sands Located Between Akçakoca And Kefken (Nw Turkey)
Sayfa 27-38 Petek Ayda Mugan, Bedri İpekoğlu

ÖZET

Bu çalışmanın amacı, Akçakoca-Kefken (Kuzeybatı Türkiye) arasında yer alan sahil kumlarının ağır mineral içeriklerini ve bunların yığışımını kontrol eden hidrodinamik ve litolojik faktörleri araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda Sakarya Nehri‘nin Karadeniz‘e döküldüğü Karasu kesiminden alınan örnekler çeşitli laboratuvar teknikleri kullanılarak incelenmiştir. İlk olarak kumların tane boyu dağılımlarını ve ağır minerallerin tane boyutuna bağlı olarak yığışımlannı belirleyebilmek için elek analizi uygulanmıştır. Elde edilen farklı elek üstü gruplarda yüzdürme-batırma, sallantılı masa, manyetik ayırma ve elektrostatik ayırma deneyleri ile kazanılan ağır mineraller çeşitli mikroskopik teknikler ile değerlendirilerek, özellikleri ve dağılımları belirlenmiştir. Bolluk sırasına göre magnetit, zirkon, granat, ilmenit, epidot, ratil, turmalin, hematit, amfibol, piroksen, apatit, monazit ve torit mineralleri tesbit edilmiştir. Ayrıca ağır minerallerde yuvarlaklık, küresellik ve boylanma parametrelerinin ölçülmesi ile taşınma mesafesi, sedimentasyon karakteristikleri ve bunların yeniden işlenmeleri yorumlanmıştır. Ağır minerallerin olasılı kaynak alanları, Sakarya havzası çevresindeki litolojik dağılım göz önüne alınarak tartışılmıştır. Buna göre inceleme bölgesinde gözlenen ağır minerallerin kaynağı, esas olarak Sakarya Nehri‘nin sürekli olarak aşındırdığı mağmatik ve metamorfık kayaçlar ile yine bu bölgede bu tip kayaçlardan kaynaklanan Mesozoik-Tersiyer yaşlı sedimentler olarak yorumlanmıştır. Sahil kumlannm ağır mineral içerikleri ile Sakarya Nehri‘nin kenar çökelleri mineralojik olarak uyumludur. Sahil kumlarının ağır mineral içeriklerinin nehir kenarı kumlarına oranla daha yüksek olması rüzgar, dalga gibi akışkanlann seçici etkisi ile açıklanabilir.

ABSTRACT

The aim of this study is to investigate heavy minerals content of beach sands, located between Akçakoca and Kefken (Northern Turkey) and hydrodynamic and lithological factors that control their concentration. With this aim, samples taken from the area where the Sakarya river joins to the Black Sea were studied by using several laboratory methods. First, sieve analysis was applied in order to determine size fractions of sands and concentration of heavy minerals through applying flotation, shaking table, magnetic seperation and electro-static separation methods to different size fractions. Characteristics and distribution of the heavy minerals were then determined by the use of various microscopic technics. In the range of abundance, magnetite, zircone, garnet, ilmenite, epidote, rutile, turmaline, hematite, amphibole, pyroxene, apatite, monazite and torite were determined, respectively. Furthermore, transportation distance, sedimentation characteristics and re-working of the heavy minerals were interpreted by measuring roundness, sphericity and sorting parameters. Possible provenance of the heavy minerals is discussed by taking ‘into consideration of lithological distribution around the Sakarya basin. Accordingly, the heavy minerals observed in the study area were derived from the magmatic, metamorphic source areas and from the Mesozoic-Tertiary sedimentary rocks, with similar provenance, that the Sakarya river erodes continously. The heavy mineral content of the beach sands and those of the levee deposits of the Sakarya river is mineralogically compatible. The higher abundance of the heavy minerals content of the beach sands over that of the levee deposits could be explained by selective effect of fluids such as waves.

Madencilikte ileri Teknolojinin Kullanımı - The Use Of Advanced Technology İn Mining
Sayfa 39-47 M. Sıddık Kızıl, Güldidar Kızıl, Çelik Tatar, Halil Köse

ÖZET

Endüstrileşmenin başlangıcında ve daha öncesinde madencilik teknolojinin tartışmasız lideriydi. Madencilik ileri teknolojinin temsilcisiydi. Buharlı makınaların kullanımı gibi ilk mekanizasyon çalışmaları buna en güzel bir örnek olarak verilebilir. Endüstrinin diğer dalları sanayi devrimiyle daha büyük ilerleme kat ettiler ve madencilik bu endüstri dallarının teknolojisinin bir kullanıcısı durumuna düştü. Bu yüzden bugün madencilik sektörü teknolojik bakımından öteki endüstriyel dallardan oldukça geri kalmıştır. Fakat şimdi madencilik sektörü uzaktan kumanda, otomasyon ve robotlaşma esasına dayalı bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu anlamış durumdadır ve bu konuda çalışmalar hızla sürdürülmektedir.

ABSTRACT

Before and in the early stages of industrialisation, mining was the undisputed leader in technology. It represented the high-tech of the time. Early mechanisation such as the use of steam engines can be given as a good example of that. With the industrial revolution, other more specialised branches of industry advanced further and the mines became users of these technologies. Hence, today mining technology is well behind other industrial branches. But, now, the mining industry recognises the need for change and advanced technology which relies on remote control, automation and robotics. The number of studies on the matter is rapidly increasing.