Bilimsel Madencilik Dergisi

Bilimsel Madencilik Dergisi

Cilt 56 - Sayı 4 (Aralık 2017)
Technological Characterization and Comparison of Two Ceramic Clays Used for Manufacturing of Traditional Ceramic Products in Turkey - Türkiye’de Geleneksel Seramik Ürünlerin İmalatında Kullanılan İki Seramik Kilinin Teknolojik Tanımlaması ve Ka ( Orjinal Araştırma )
DOI 10.30797/madencilik.391458 Haluk Çelik

 ABSTRACT
In the present investigation, two different clay samples from the region of Menemen (İzmir) and
the region of Kınık (Bilecik) were characterized by mineralogical, chemical and thermal analyses
and different technological tests. The drying sensitivity of the clay bodies was also studied by
determining Drying Sensitivity Index. The results revealed that the Menemen Clay (MC) composed
of kaolinite and muscovite clay minerals whereas Kınık Clay (KC) consists mostly of clinochlore
and muscovite. The MC contains about 50% clay minerals and 35.71% quartz whereas the KC
has about 41% clay minerals and 50% quartz. As a result of this composition, the firing shrinkage
and total shrinkage values of the MC were higher than that of the KC. On the other hand, the KC
presents a higher value of plasticity index (PI) than the MC. On the evaluation of drying sensitivity
of two ceramic muds, it was concluded that the KC has the less Drying Sensitivity Index (DSI)
(0.75) value than the MC (0.84).
ÖZ
Bu çalışmada, Menemen (İzmir) ve Kınık (Bilecik) bölgelerinden alınan iki farklı kil numunesinin
mineralojik, kimyasal, ısıl ve teknolojik özellikleri belirlenerek tanımlaması yapılmıştır. Kil
bünyelerinin kuruma hassasiyeti Kuruma Hassasiyeti İndeksi belirlenmek suretiyle çalışılmıştır.
Sonuçlara göre Menemen Kili (MC) kaolinit ve muskovit minerallerinden oluşmakta iken, Kınık
Kili (KC) çoğunlukla klinoklor ve muskovit içermektedir. MC %50 kil mineralleri ve %35.71 kuvars
içerirken, KC %41 kil mineralleri ve %50 kuvars içeriğine sahiptir. Bunun bir sonucu olarak
MC`nin pişirme küçülmesi ve toplam küçülme değerleri KC`den daha yüksek çıkmıştır. Diğer
taraftan KC`nin plastisite indeksi (PI) MC`den daha yüksektir. İki seramik çamurunun kuruma
hassasiyetlerinin değerlendirilmesi neticesinde KC`nin (0.75) MC`den (0.84) daha düşük Kuruma
Hassasiyeti İndeksi (DSI) değerine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Açık Maden İşletmelerindeki İş Makinesi Operatörlerinin Gürültü Maruziyetinin İncelenmesi - Investigation of Noise Exposure of Heavy Equipment Operators in Surface Mines ( Orjinal Araştırma )
DOI 10.30797/madencilik.391535 Bülent Erdem, Zekeriya Duran, Tuğba Doğan, Hüsnü Yüksel

 ÖZ
İşitme kaybı gürültüye bağlı ortaya çıkan bir meslek hastalığı gibi görünse de insan bedeni
üzerindeki etkileri düşünüldüğünde iş kazalarının nedenleri içerisinde önemli yer oluşturmaktadır.
Bu çalışmada maden işletmelerinde kullanılan farklı tip ve modelde 67 adet iş makinesinden
gürültü ölçümleri alınmıştır. İş makineleri arasında hafriyat kamyonu, terskepçe hidrolik
ekskavatör, paletli dozer, greyder, lastik tekerlekli yükleyici, lastik tekerlekli titreşimli silindir,
hidrolik kırıcı, delici, döner kepçeli ekskavatör, bant aktarma aracı, dökücü, kömür yükleyici,
kömür dökücü ve terskepçe yükleyici bulunmaktadır. Gürültü ölçümleri Sivas ve komşu illerde
yer alan yol inşaat çalışması, kum ocağı, açık kireçtaşı işletmesi, açık demir işletmesi, açık altın
işletmesi ve açık kömür işletmesi olmak üzere toplam altı işyerinden alınmıştır. Paletli dozer en
yüksek gürültü maruziyetine neden olurken döner kepçeli tipteki kömür yükleyici ile sericileri en
düşük gürültü maruziyetine yol açmaktadır. İş makinesi evreleri bazında da en düşük gürültü
maruziyeti çoğunlukla bekleme evresinde, en yüksek gürültü maruziyeti ise genellikle araçların
temel işlevlerini yaparken oluşmaktadır.
ABSTRACT
Though hearing loss may appear to emerge as an occupational disease related to noise, when
its effects on human body is considered it can be realized that it constitutes an important place in
the causes of occupational accidents. In this study noise measurements were taken from 67 units
of mining machinery of different types and models used in the mining operations. Among them
dumpers, hydraulic backhoes, crawled dozers, graders, wheeled front-end loaders, wheeled
vibrating rollers, hydraulic breakers, drills, bucket wheel excavators, their integrated tripper
cars, spreaders, bucket wheel type coal loaders, coal spreaders and backhoe loaders can be
mentioned. Noise measurements were taken from a total of six mining workplaces, including a
road construction work, a sand quarry, an open limestone quarry, an open iron mine, an open
gold mine and an open coal mine. Crawled dozer ranks the highest in noise exposure while coal
loader/spreader ranks the lowest. On the basis of mining equipment, the lowest noise exposure
was recorded mostly in the waiting phase while the highest occurred when the machines
performed their basic functions.

İstatistiksel Öğrenme Teorisi İle Metal İçeriğinin Çoklu Sınır Değerlerinde Sınıflandırma Performansının İncelenmesi - Investigation of Statistical Learning Theory Performance on Classification of Multiple Threshold Values of Metal Content ( Orjinal Araştırma )
DOI 10.30797/madencilik.391917 Güneş Ertunç

 ÖZ
Verilerin kategorik değişkenliğe göre sınıflandırılması gerekliliği madencilikte oldukça sık
rastlanan durumdur. Bu çalışma kapsamında ele alınan metal içeriğine göre sınıflandırma veya
jeolojik zonların maden kaynak kestirimi için sınıflandırılması, madencilik üretim aşamasında
blokların sınıflandırılması örnek olarak sayılabilir. Krigleme gibi jeoistatistiksel kestirim
yöntemleri, sınıflandırma için çözüm üreten bir araç değildir ve çalışmada karşılaştırmalı olarak
neden kullanılmaması gerektiği açıkça ortaya konmuştur. Çalışmada, ikili sınıftan fazla, çoklu
sınıfların etkin bir şekilde sınıflandırmaya yarayan, istatistiksel öğrenme teorisine dayalı, verilerin
konumuna bağlı olarak sınıflandırma yapan ve parametre seçimi otomatik halde algoritmaya
entegre edilen bir destek vektör makinesi programı kodlanmıştır. Bu program sayesinde bağımsız
değişkenlere bağlı kategorik değişkenler problemin tanımına göre sınıflandırılabilmektedir.
Algoritma girdisi olarak sahada toplanan verilerin devamlı bağımsız değişkenlerine göre var olan
kategorik değişkenlerin, sahada bilinmeyen lokasyonlardaki kategorileri, sadece uzaklığa bağlı
konumları kullanılarak ortaya konabilmektedir.
ABSTRACT
The necessity of classifying the data according to the categorical variable is quite common
in earth sciences. Especially in mining, classification regarding to the metal content, which
is covered in the study, classification of geological zones for mineral resource estimation or
classification of blocks in the mining production phase can be given as an example of classification
problems. Geostatistical estimations methods such as kriging cannot be regarded as solution for
classification, and in this study it is clearly shown by comparative case study example. In the
study, support vector machines algorithm is coded that classifies depending upon position of
the data, based on the statistical learning theory, which can classify multiple and binary classes.
The parameter selection is automatically integrated in the algorithm. By using the categorical
variables depending on the continuous independent variables from collected data, algorithm
reveals the categories in the unknown locations by using only the distance based information.
Through introduced algorithm in the study, categorical variables related to independent variables
can be classified with respected to the definition of the problem.

Granitik Kayaçlarda Mineral Şekil Özellikleri ile Spesifik Deformasyon Enerjisi Arasındaki İlişkinin Araştırılması - Investigation of the Relationship Between the Mineral Shape Properties and Destruction... ( Orjinal Araştırma )
DOI 10.30797/madencilik.391927 Ramazan Çomaklı, Ümit Atıcı

 ÖZ
Kayaçların mekanik özelliklerinden birisi Spesifik Deformasyon Enerjisi olup tek eksenli basınç
dayanımı testinde elde edilen gerilme deformasyon eğrisi altında kalan alandan hesaplanmaktadır.
Kayaç içerisindeki minerallerin de kayaçların mekanik özelliklerine etkisi vardır. Bu çalışmada
mineral şekil özellikleri ile spesifik deformasyon enerjisi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Dokuz
farklı kayaç numunesi üzerinde basınç dayanımı testleri yapılmış ve her bir kayaç için gerilme
deformasyon eğrileri altında kalan alan hesaplanarak spesifik deformasyon enerjisi değeri
bulunmuştur. Kayaçlar içerisindeki mineral özellikleri belirlenirken doku katsayısı yaklaşımı
kullanılmış ve her bir kayaç için doku katsayısı değeri belirlenmiştir. Doğrusal regresyon analizi
yöntemi kullanılarak elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilmiş ve spesifik deformasyon
enerjisi (SEDef) ile doku katsayısı (TC) arasında güçlü bir ilişki bulunmuştur.
ABSTRACT
One of the mechanical property of rocks is destruction specific energy that estimated from the
area (integral) under the stress–strain curve in unconfined compression test. The minerals in the
rocks are effective on the mechanical properties of the rocks. In this study, the relation between
destruction specific energy and mineral shape properties were investigated. The unconfined
compressive tests were performed on nine different rock samples and the destruction specific
energy values were estimated with calculating the area (integral) under the stress-strain curve
for each rock sample. The texture coefficient approach was used for determining of the mineral
shape properties and the texture coefficient values were calculated for each rock sample. The
results were analyzed with using linear regression analyze method and a strong relation was
found between destruction specific energies and the texture coefficients of rocks.

Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri ve Madencilik Sektöründe Kullanımı - Multi-Criteria Decision Making Methods and Use of in Mining Industry ( Derleme )
DOI 10.30797/madencilik.391953 Mert Mutlu, Mehmet Sarı

 ÖZ
Çok kriterli karar verilmesi (ÇKKV) hem objektif hem de sübjektif değerlendirme içermektedir.
Yapılan bu derleme çalışmasında, literatürde çok kriterli karar verme yöntemlerinin kullanıldığı
madenciliğin farklı alanlarında yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Söz konusu yöntemlerin risk
yönetim planlaması sürecinde kullanımından, uygun ekipman seçimi problemlerine, üretim
yöntemi seçiminden, tesisler için uygun yer belirlenmesine, doğal taş ocaklarında kesme
yöntemi seçimi gibi birçok farklı alanda kullanıldığı görülmüştür. Çok kriterli karar verme
yöntemleri yardımıyla karar verme sürecinde seçimi yapılmak istenilen alternatifler uygun
bir ölçek kullanılarak sıralanabilmekte, böylece madencilikte karşılaşılan çeşitli problemlerin
çözümünde karar vericilere yol gösterici nitelikte uygun seçenekler sunabilen faydalı birer araç
olabilmektedirler.
ABSTRACT
Multi-criteria decision making (MCDM) includes both objective and subjective evaluation. Within
the scope of this review article, the studies done in different areas of mining where multi-criteria
decision making methods are used in the literature have been examined. It has been seen that
these methods are used in many different areas of mining such as risk management planning
process, mining equipment selection problems, mining method selection, selection of the
appropriate location for the facilities, cutting method selection in natural stone quarries. With the
help of multi-criteria decision making methods, alternatives in the decision making process can
be ordered using appropriate scales, so MCDM can be a useful tool for guiding decision makers
in the solution of different mining problems.

Tiyosülfat Liçi: Yüklü Liç Çözeltilerinden Altın Kazanımı ve Endüstriyel Uygulamalar – Bölüm II - Thiosulphate Leaching: Recovery of Gold From Pregnant Leach Solutions and Industrial Applications – Part II ( Derleme )
DOI 10.30797/madencilik.391972 Fırat Ahlatcı, Ersin Y. Yazıcı, Oktay Celep, Hacı Deveci

 ÖZ
Düşük çevresel etki, yüksek seçimlilik ve hızlı liç kinetiği gibi avantajlara sahip olmasının
yanı sıra tiyosülfat liçi; belirli refrakter cevherlerden altın kazanımında da yüksek performans
göstermektedir. Ancak, tiyosülfat liçinin ticarileşememesinin önündeki önemli engellerin başında
karmaşık liç kimyası ve çözelti saflaştırma/metal kazanımı aşamasında yüksek etkinlikte uygun
bir yöntem geliştirilememiş olması gelmektedir. Bu çalışmada, yüklü tiyosülfat çözeltilerinden altın
kazanımı için önerilen mevcut yöntemler ve bu yöntemlerin avantaj/dezavantajları irdelenmiştir.
Sülfür tuzlarıyla çöktürme ve sementasyon yöntemlerinin uygulandığı pilot ölçekli tesislerin akım
şemaları uygulama koşulları ile beraber sunulmuştur. Tiyosülfat liçinin (liç içinde reçine (iyon
değişimi) + elektro-kazanım) ticari/endüstriyel ilk ve tek uygulaması olan ve 2015 yılında Barrick
Gold şirketi tarafından refrakter bir altın cevheri için geliştirilen prosesin özellikleri akım şeması
ile birlikte açıklanmıştır. Prosesteki önemli teknik zorlukların başında reçineden metallerin
sıyırma işlemi gelmektedir. Tiyosülfat liçinin endüstriyel olarak yaygınlaşabilmesi için daha etkin
ve ekonomik çözelti saflaştırma/metal kazanımı tekniklerinin geliştirilmesi önem arz etmektedir.
ABSTRACT
Thiosulphate leaching offers several advantages over cyanidation such as low toxicity, high
selectivity and fast leaching kinetics as well as it provides high extraction performance for gold
in certain refractory ores. However, the main obstacles for commercialisation of thiosulphate
leaching are its complex leach chemistry and lack of a highly efficient and reliable method for
solution purification and metal recovery stage. In this study, a state-of-the art review of proposed
methods for recovery of gold from pregnant thiosulphate solutions and their advantages/
disadvantages is presented. Flowsheets of the pilot scale plants with conditions for practical
application are presented in which the methods of precipitation with sulphide salts and cementation
are employed for gold recovery from leach solutions. In addition, the features and flowsheet of the
first and unique commercial/industrial application of thiosulphate leaching process (resin in leach
(ion exchange) + electro-winning) developed by Barrick Gold Co. and commissioned in 2015, are
given. One of the main technical challenges encountered in the process is at the stage of resin
elution. Development of more efficient and economic techniques for solution purification/metal
recovery is of practical importance for widespread industrial utilisation of thiosulphate leaching.